1 Temmuz 2013 Pazartesi

İsmet Berkan'ı Kınıyoruz

0 yorum
Basın emekçilerine ve kamuoyuna:

Hürriyet gazetesi köşe yazarı İsmet Berkan’ın 20 Haziran tarihinde, sokakta yaşamakta olan Fındık isimli köpeğin ölümüne sebep olmasının ardından hem olay anında söylediği sözleri hem de kendi kişisel blogu üzerinden yaptığı açıklamaları kaygı ile takip ettik. 

Berkan, görgü tanıklarının aktardığına göre bakımını üstlenmekte olduğu köpeği gezdirirken, sokakta yaşayan köpekleri korkutacak hareketlerde bulunmuş, köpekler birine (Fındık) onun bu hareketlerinden kaçtığı esnada oradan geçmekte olan bir araba çarpmıştı.  Olay sırasında çevrede bulunan kişiler, Berkan’ın arabanın köpeğe çarpmasını önemsemeyerek ilerlemeye devam ettiğine, kendisine durması söylendiğinde bakımını üstlendiği ‘’cins köpeği’’ kastederek “Bununla onu bir mi tutuyorsun?” dediğine, Fındık’ın ölümünün ardından “Oh iyi oldu, bunu hak etmişti”, “İnşallah ölür”, “Zaten hayvansever değilim” gibi cümleler sarf ettiğine şahit olduklarını bildirdiler. 

Bu durum kısa sürede sosyal medyada hayvanlar konusunda duyarlı pek çok insanın dikkatini çekti ve binlerce insan #ismetberkanhesapver hashtag’ini kullanarak Berkan’dan hesap sordu. Bunun üzerine Berkan, kişisel blogundan bu davranışlarının sebebinin korkmuş olması, paniğe kapılması ve Fındık’ın zaten ölmüş olduğunu düşündüğü için olay yerini terk ettiğini yazdı. (http://ismetberkan.blogspot.com/2013/06/hesap-veriyorum_21.html)

Bu yaşananlar, sokaklarda yaşayan hayvanlara yönelik şiddetin ne ilk ne de son örneğidir. Sokaklarda yaşayan hayvanlar her gün şiddete, tecavüze, cinayetlere maruz kalmakta bir yandan da belediyelerin ve devletin kısırlaştırma, zehirleme ve imha politikalarının hedefi olmaya devam etmektedirler.

Köpeğe çarpan aracın sahibi Berkan hakkında hukuki işlem başlattı. Bu hukuki sürecin takipçisi olacağımızı duyururuz. 

Devletin hayvanlara bakışının ve yasaların yetersizliğinden ötürü bu dava, Berkan’ın davranışının araca verdiği maddi hasar üzerinden sürdürülecek. Bu yüzden de bir yandan bu davayı takip eder ve İsmet Berkan’ı kınarken bir yandan da hayvanlara yönelik şiddet eylemlerinin ve cinayetlerin ciddi yaptırımlarla karşılandığı yasalara gerek olduğunu da bir kez daha tekrarlıyoruz.

Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri


Devamını Oku »

19 Mayıs 2013 Pazar

Yaşasın Türlerin Kardeşliği

0 yorum



“1. Vegan/Vejetaryen Onur Yürüyüşü”, dünyanın pek çok kentiyle eş zamanlı olarak 18 Mayıs Cumartesi günü, Kadıköy Bahariye Caddesinde gerçekleşti. Yürüyüşe, Vegan Kolektif, Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri (BHÖA) ve Vegan Özgürlük Hareketi üyeleri ve çok sayıda vegan/vejetaryen birey katıldı. 

Yürüyüş esnasında sıklıkla “Susma Haykır, Yaşamak Haktır”, “Yaşasın Türlerin Kardeşliği”, “Kapatılsın Kapatılsın, Tüm Mezbahalar Kapatılsın”, “Kafesler Kırılsın Hayvanlara Özgürlük” sloganları atıldı; hayvanları “hammadde” olarak kullanan giyim ve gıda sektörü ve hayvan deneylerine destek veren mağaza ve kurumlar da protesto edildi. Oldukça renkli ve çok sesli geçmekte olan yürüyüşü izlemekte olanlara ise vegan yaşam tarzı hakkında bilgi veren broşürler dağıtıldı. 

Yürüyüş sonrası yapılan basın açıklamasında, insanın canlı türleri arasında üstünlük sıralaması
yaptığı ve kendisini bu sıralamanın başına koyarak insan olmayan hayvanlara uyguladığı ayrımcılığa türcülük, dünya ve içindeki hayvanların insan için yaratıldığına dair inanç sistemine karnizm ve hayvanların bu inanç sistemi doğrultusunda sömürüldüğü yaşam biçimine karnist yaşam biçimi denildiği dile getirildi.

Vegan yaşam tarzının, birer sinir sistemi olan ve tıpkı insanlar gibi acı çekme yetisine sahip olan hayvanları et, süt, yumurta, deri, kürk elde etmek için veya herhangi başka bir sebeple sömürmemek ve öldürmemek anlamına geldiği söylenirken, aynı zamanda et yemenin iklim değişikliğine, açlığa, su kaynaklarının hızla tükenmesine ve de şiddetin toplumsal yaşamda yer almaya devam etmesine sebep olduğuna dikkat çekildi.

Açıklamanın sonunda, “Bizler, daha şiddetsiz bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyor, ve yaşam biçimlerimizle o dünyanın birer bireyi olarak bu olasılığı gerçeklekleştirmek adına ilk ve temel adımları atıyoruz. Karnist seçenekler üzerine kurulu bir dünyaya kendi şiddetsiz alternatiflerimizi gittikçe daha çok kabul ettiriyor, çoğaldıkça güçleniyoruz. Tüm insanlığı vegi yaşam biçiminin kişiye kattığı sağlık ve şiddetsizliği deneyimlemeye davet ediyoruz. Vegan Kolektif, Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri, Vegan Özgürlük Hareketi ve bugün birlikte yürüdüğümüz tüm birey ve topluluklar olarak, deneyiminizde yanınızdayız ve sizlerle dayanışmaya hazırız.” denilerek vegan olma çağrısı yapıldı.

Vegan ve vejetaryenler, 15 Haziran’da ise Tüm Mezbahalar Kapatılsın demek için bu kez Galatasaray Lisesi önünde buluşacaklar.
Devamını Oku »

7 Mayıs 2013 Salı

Hayvan refahı değil hayvan özgürlüğü!

0 yorum


Basına, topluma, Kadıköy sakinlerine ve hayvan hakları savunucularına


Kadıköy Belediyesi, bir süre önce kendi yayınları ve sosyal medya hesapları üzerinden Nisan 2013 tarihinden itibaren Kadıköy ilçesi sınırlarında petshoplarda canlı hayvan satışının yasaklanacağını duyurmaya başladığında bu habere pek çok hayvan hakları savunucusu gibi bizler de çok sevinmiştik.

Ne yazık ki Nisan ayı geldiğinde karşımıza çıkarılan yönetmelikte, bir yasak söz konusu değildi. Yasaktan ziyade, hayvan satışının belli kriterlere uygun olarak yapılabileceği bildiriliyor, petshoplara kriterler getiriliyordu. Ancak bu karar belediye tarafından ısrarla “yasak” olarak duyuruldu. Toplumda “hayvansever” olarak bilinen pek çok dernek ve oluşum da Kadıköy belediyesinin bu yanlış bilgilendirmesine araç olarak kendi sosyal medya hesapları ve yayınları aracılığıyla belediyenin hayvan satışını yasakladığını duyuruyordu.

Oysa hayvan haklarını savunmak, hayvanların daha iyi koşullarda, daha geniş kafeslerde, daha iyi bakım görerek satılmasını onaylamak demek değil, hayvanların alınıp satılabilecek birer mal olmadıklarını savunmaktır. Hayvanlar birer mal değildir, hiçbir hayvana paha biçilemez, para karşılığı satılamaz. Hiçbir koşulda, ne kadar iyi döşenmiş ve süslenmiş olursa olsun petshoplar meşru değildir. Bu ancak, hayvanların birer mal olarak alınıp satılmasını toplumun gözünde daha meşru göstermeye ve hayvan satın almayı meşru görenlerin vicdanlarını rahatlatmalarına yarayabilir.

Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak, hayvanların -hangi koşullar altında olursa olsun- satılmalarına, hayvan bedenlerine -ister canlı isterse de ölü olarak- bedel biçilmesine karşı çıkıyoruz. Bu sebeple, Kadıköy belediyesinin, yasaklamak adı altında hayvan satışını çeşitli denetimlere tabi hale getirmesine karşı çıkmış, 6 Nisan 2013 tarihinde Kadıköy Belediyesi önünde bir basın açıklaması yapmıştık. Bu basın açıklamasında dile getirdiğimiz talepleri yeniden sıralıyoruz:

“Hayvanlar alınıp satılabilecek cansız varlıklar değildir, her biri kendi kişiliğine sahip, acıyı, korkuyu, yalnızlığı hissedebilen canlılardır. Petshoplarda hayvan satışının denetlenmesi değil, yasaklanmasını talep ediyoruz.Kafeslerin genişletilmesini değil, yok olmasını istiyoruz. Hayvan refahı değil, hayvan özgürlüğü istiyoruz.”

İstanbul 1. İdare Mahkemesinin Kadıköy belediyesinin bu denetleme yönetmeliği hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldığı yönündeki haberler üzerinden basın açıklaması yapan hayvan refahı savunucusu bir oluşum ise, yasak adı altında gerçekleştirilen bu göz boyama girişimini protesto edenlere ve hayvan özgürlüğü talebini yükseltenlere saldırmak için bahane olarak kullanıyor. Bu habere, Kadıköy belediyesini protesto edenlerin sevineceklerini kaba bir dille anlatıyor.

Her ne kadar belediyenin bu denetlemeleri “yasak” adı altında topluma sunmasını protesto etsek de denetimlerin kaldırılmasına da sevinecek değiliz. Bu iddia, hayvan refahçılığı adı verilen, hayvanların birer mal olarak kalması ancak vicdanlarımızı daha az rahatsız edecek şekillerde alınıp satılmasını savununanların kendi tutumlarını meşru gösterme çabası olabilir ancak. Söz konusu oluşum, sosyal medya hesabında, hükümetle aynı dili kullanarak hayvan özgürlüğü savunucuları için “marjinal hayvanseverler” ifadesini yazmıştır. Bu ifadelerden, hayvan refahı savunucularının hayvan özgürlüğü mücadelesine ve hayvan satışının gerçekten yasaklanması konusuna nasıl baktığını anlamak mümkündür.

Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak, petshoplarda, sirklerde, hayvanat bahçelerinde, süt tesislerinde, çiftliklerde, deney laboratuvarlarında, mezbahalarda ve hayvan sömürüsünün sürdüğü her yerde, daha iyi koşullar değil tüm kafeslerin açılmasını ve tüm hayvanların özgürleşmesini savunmaya devam edeceğiz.

BAĞIMSIZ HAYVAN ÖZGÜRLÜĞÜ AKTİVİSTLERİ
Devamını Oku »

29 Nisan 2013 Pazartesi

Nükleer Santrallere Hayır

0 yorum
Nükleer santrallere karşı 25 Nisan günü Galata Kulesi önünde gerçekleşen basın açıklamasına katıldık


Katılımcılar adına basın açıklamasını Küresel Eylem Grubu'ndan (KEG) Nuran Yüce okudu:
Bundan 27 yıl önce, 25 Nisan'ı 26'sına bağlayan gece Çernobil Nükleer Santrali'nin Dört no.'lu reaktörü kontrolden çıkarak, belkide, insanlık tarihinin en büyük felaketine yol açtı. Sovyetler Birliği'nin dört bir tarafından gelen, toplamda sayıları 830,000'e ulaşan 'tasfiye memurları' durumu kontrol altına almak için canla başla çalıştı. Ancak onların bu insan üstü çabası dahi Çernobil'in mirasını toplamda 150,000 km2'lik bir alana bırakmasına engel olamadı.
Bu kirli miras sonucunda 8.4 milyon insan radyasyona maruz kaldı, 52,000 **2'lik tarım alanı mahvoldu, 400,000 insan yeni yerlere yerleştirildi ve günümüzde, kabaca, 6 milyon insan etkilenen alanlarda yaşamaya devam ediyor. Ancak on yıllar sonra ortaya çıkacak kanserler ve genetik hastalıklar sebebiyle felaketin gerçek sonuçları ile hala yüzleşmedik.
Sonucunda, milyonlarca insanın hayatını mahveden ve insanlık tarihinin sonuna kadar izlerini göreceğimiz Çernobil Felaketi, bizim için iyi bir ders olmalıdır.
Ancak Türkiye'de olduğu gibi bütün dünyada nükleer santral projeleri hükümetler tarafından, bizim vergilerimizle sağlanan, teşviklerle destekleniyor. Ancak buna zıt şekilde yeni projelerde halkın katılımı engelleniyor; mevcut santrallerde ise radyasyon salımları ve kaza verileri 'ulusal güvenlik' gerekçesiyle halktan gizleniyor.
Akkuyu'daki nükleer santral projesinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci de bunu kanıtladı. Güvenilirliği şaibeli olan bir şirkete hazırlatılan ÇED raporu, halkı dışarıda bırakarak oldu-bittiye getirilmeye çalışılan halkın katılımı toplantısı ve hükümetin tutumu durumu son derece iyi şekilde ortaya koydu. Şimdi aynı düzenek önce Sinop ve sonrasında İğneada için uygulanmak isteniyor.
Hükümetin derhal nükleer santral planlarına karşı çıkan biliminsalarına, örgütlere, Mersinlilere, Sinoplu ve İğneadalılara kulak vermesi; Türkiye'nin enerji geleceğini demokratik ve katılımcı bir şekilde oluşturma yoluna gitmesi gerekiyor. Tabi ki bu temiz enerji geleceğinin temel taşları da hem kaynağı hem de geliri yerelleştirecek, iklim değişikliği ile mücadeleye katkı sağlayacak ve çevreyi koruyacak olan yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği çözümleridir.
Devamını Oku »

Tecavüzcüye 2,5 yıl hapis

0 yorum
Ayşa'nın yapılan duruşma sonrası basın açıklamamız:




Değerli basın emekçileri ve hayvan hakları savunucuları

Tecavüz mağduru köpek Ayşa'nın davası sonuçlandı. Davanın sonucunda, suçu işleyen Şerafettin Şenol para cezasına dönüştürelemeyecek şekilde 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak takipçisi olduğumuz bu davanın hapis cezasıyla sonuçlanması en başından beri talebimizdi.

Ancak, bu dava “Gece vakti hırsızlık, Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık” kapsamında değerlendirildi ve bu ceza bu şahsa bu suç üzerinden verildi. Oysa, bir hayvana tecavüz, tecavüz suçu olarak değerlendirilmelidir. Hayvanlar, alınıp satılabilecek, tecavüz edilebilecek, öldürülebilecek ve sömürülebilecek mallar değillerdir. Hayvanlar, hissetme ve acı çekme yetisine sahip varlıklardır.

Hayvana tecavüzün, Kabahatler Kanunu kapsamından çıkartılıp TCK'ya alınarak tecavüz suçu kapsamında değerlendirilmesini talep ediyoruz.

BAĞIMSIZ HAYVAN ÖZGÜRLÜĞÜ AKTİVİSTLERİ
Devamını Oku »

6 Nisan 2013 Cumartesi

Kafesteyseniz iyi şart neye yarar?

0 yorum



Değerli basın emekçileri ve hayvan hakları savunucuları;

Bugün burada, Kadıköy Belediyesini, aşılarını yapmak ve kısırlaştırmak için sokaktan toplattığı hayvanların hepsini yuvalandırdığı gerekçesiyle yerlerine bırakmayan ve bu hayvanları yuvalandırdığının ispatlamaması ve petshoplarda hayvan satışını yasakladığı yönünde beyanı bulunmasına rağmen bunu gerçekleştirmemiş olması gerekçesiyle protesto ediyoruz.

Kadıköy Belediyesine iki itirazımız var:

İlk itirazımız, can güvenliğinden kaygı duyduğumuz sokak hayvanlarıyla ilgili.

Kadıköy Belediyesi, aşılama ve kısırlaştırma amacıyla sokaktan sayısız kedi ve köpek topladı ve yerlerine bırakmadı. Bunun üzerine Kadıköy Belediyesini arayan Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistlerine, sokaktan toplatılan bütün hayvanların yuvalandırıldığı bilgisi verildi. İtirazımız üzerine şikayetimizin işleme alındığı söylenmiştir. Ancak günler geçmesine rağmen hala bu hayvanların yuvalandırıldığına dair ispat sunulmadı ve tarafımıza herhangi bir geri dönüş yapılmadı. Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak can güvenliğinden endişe ettiğimiz sokak hayvanlarının akıbetini öğrenmeyi talep ediyoruz.

Sokaktan toplatılan hayvanlara ne oldu? Eğer yuvalandırıldılarsa her hayvanın yuvalandırıldığına dair belgeleri görmeyi talep ediyoruz. Aksi takdirde, mevcut yasalara göre belediye, sokaktan toplatıp yerine geri bırakmadığı her hayvan için ayrı ayrı suç işlemiştir.

İkinci itirazımız ise petshoplarda hayvan satışıyla ilgili. 

Kadıköy Belediyesi bir süredir “petshoplarda hayvan satışını yasakladığı” haberleriyle gündeme geliyor. Bu haberlerin doğru olmasını çok isterdik. Oysa belediye sadece “kedi, köpek, tavşan gibi hayvanların” KÖTÜ ŞARTLARDAKİ satışına yasak getirmektedir. Belediye, resmi sosyal medya hesapları aracılığı ile ısrarla “hayvan satışının yasaklandığını” vurgulamakta ve bu yolla kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir. 

Bu konuda doğru bilgileri açıklayan ve petshoplarda hayvan satışının gerçekten yasaklanmasını talep eden hayvan özgürlüğü savunucuları ise belediye sözcüleri tarafından “uygulamayı sabote etmekle” suçlanmaktadır.

Hayvan hakları konusunda duyarlı olan ve Kadıköy Belediyesinin petshoplarda hayvan satışını yasakladığını duyduğunda bu habere sevinmiş olan herkese duyurumuzdur:

Ortada olan şey "canlı havyan satışının yasaklanması" değil, "şartları uygun olmayan petshoplarda canlı hayvan satışının" yasaklanmasıdır. Yönetmelik gereği eğer herhangi bir petshop şartları uygun ise hayvan satmaya devam edebilecektir. Kadıköy Belediye Meclisinin 3 Aralık 2012 tarihli kararında belirtilen şartlara uyan petshoplarda hayvan satışının gerçekleşmeye devam edecektir.

Talebimiz, Kadıköy Belediyesinin yetki dahilinde olan petshoplarda hayvan satışının koşulsuz şartsız yasaklanmasıdır. 

Hayvanlar alınıp satılabilecek cansız varlıklar değildir, her biri kendi kişiliğine sahip, acıyı, korkuyu, yalnızlığı hissedebilen canlılardır. 

Petshoplarda hayvan satışının denetlenmesi değil, yasaklanmasını talep ediyoruz.

Kafeslerin genişletilmesini değil, yok olmasını istiyoruz. 

Hayvan refahı değil, hayvan özgürlüğü istiyoruz.

BAĞIMSIZ HAYVAN ÖZGÜRLÜĞÜ AKTİVİSTLERİ

6 Nisan 2013
Devamını Oku »

5 Nisan 2013 Cuma

Kadıköy Belediyesi'ni Özeleştiriye Davet Ediyoruz

0 yorum



Bundan bir süre önce "Kadıköy Belediyesi petshoplarda canlı hayvan satışını yasaklıyor" başlıklı bir haber, sosyal paylaşım ağlarında yoğun ilgi görmüştü. Barınakların terk edilmiş "cins" köpeklerle dolu olduğunu ve hergün yüzlerce hayvanın arabalarla dolu sokaklara terk ediliş hikayelerine yabancı olmayan kişiler tarafından mutlulukla karşılanan bu haber, darısı diğer belediyelerin başına dedirtecek kadar heyecan vericiydi. Bu haber üzerine belediyeye tebrik mailleri ve teşekkür telefonları geldi. Kadıköy Belediyesi, insanların teşekkür ve tebrik mesajlarına 01. 04.2013 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olan ve yukarda bahsi geçen haber ile uzaktan yakından ilgilisi olmayan bir yönetmelik ile cevap verdi. Belediye yönetimini özeleştiri vermeye davet ediyoruz.

Yönetmeliğin tam metni aşağıdadır:



Kedi, Köpek, Tavşan Gibi Hayvanların Üretim Ve Ticaretine İlişkin Yönetmelik Kadıköy Belediye Meclisinin 03.12.2012 tarih ve 2012/144 No’lu kararı gereğince ilçe sınırlarımız dahilinde kedi, köpek, tavşan gibi hayvanların, hayvan satış dükkanlarında (petshoplarda) 01.04.2013 tarihi itibariyle satışı yasaklanmıştır. Buna göre yukarda bahsedilen hayvanların üretimini ve satışını yapmak isteyen kişi ve kuruluşların; çevre, insan ve hayvan sağlığı ile hayvan refahının etkin korunması amacıyla üretim ve satış mekanlarında aşağıdaki idari, teknik ve sağlık şartlarına eksiksiz uyması gerekmektedir.
A. İdari, Üretim Ve Satışa İlişkin Şartlar
1. Satışa sunulmuş hayvanların orijin belgeleri (yurt dışından getirilen hayvanlar için gümrük belgesi, yerli üretim ise Gıda, Tarım Ve Hayvancılık İl Müdürlüklerince izin verilmiş üretim yerlerinde üretilen hayvanlar için düzenlenmiş üretim belgesi) bulunmalıdır. Çevreden ve doğadan alınan veya izinli kuruluşlardan alınmamış hayvanların satışı yapılamaz.
2. Satışa sunulmuş her kedi ve köpek mikroçip uygulanarak kayıt altına alınmış olmalı, satıştan sonra hayvanın mikroçip kayıt bilgileri güncellenerek alıcıya aktarılmalıdır. Bu kayıtlarda hayvana ait bilgiler ile alıcının T.C. kimlik numarası ve adres bilgileri mutlak suretle eksiksiz yer almalıdır. Satış sonrası satış belgelerinin birer sureti,mikroçip ve orijin (secere) bilgileri ile birlikte her ayın ilk haftası içerisinde Belediyemiz Veteriner İşleri Müdürlüğüne teslim edilecektir.
3. Hayvanın alıcıya teslimi sırasında mutlaka veteriner hekim bulunmalı, hayvanı muayene ederek alıcıya hayvanın sağlığına ilişkin bilgi vermelidir.
4. Satış sırasında alıcıya satış belgesi ile birlikte, hayvanın bakım ve beslenmesi ile tür ve ırk özelliklerini içeren işletme tarafından onaylanmış bir doküman verilir. Bu doküman tür ve ırka özel bakım ve beslenmenin nasıl yapılacağı, hayvanın ortalama ömrü, güvenlik uyarıları, sosyalleşebilmesi ve günlük egzersizleri için gerekli şartlar ve süreler, aşı ve kontrol periyotları, hastalıkların nasıl tanınabileceği ve acil ilkyardım hakkında kısa bilgiler ile alıcı ve satıcının karşılıklı sorumluluklarını içermelidir.
5. Hayvan satışı yapılan işletmelerde pansiyon, kuaför, veteriner klinik hizmetleri, veteriner biyolojik ve tıbbi ürünlerin satışı gibi faaliyetler kesinlikle yapılmayacaktır.
6. Bulaşıcı hastalık taşıyan bir hayvan, alıcının onayı dahil hiçbir suretle satılamaz.
7. Kedi ve köpekler iki aylıktan önce, tavşanlar 7 haftalıktan önce satışa sunulamaz.
8. Satışa sunulurken veya sonrasında genetik hastalıklı (kalça displazisi, patella çıkığı, mitral kapak yetersizliği vb.) hayvanların tespiti halinde, işyeri sahibi veya veteriner hekiminin, bu tip üreticileri, aynı anne babadan tekrar yavru almamaları yönünde uyarmaları ve Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bildirimde bulunmaları zorunludur. Üreticilerin bu tip damızlıklarından tekrar hayvan temin edilerek satışa sunmaları yasaktır.
B. Çevre, İnsan ve Hayvan Sağlığı İle Hayvan Refahına İlişkin Şartlar
1. İşyerleri gıda maddelerinin üretim, satış ve toplu tüketim yerlerini olumsuz etkileyecek mesafelerde olmamalıdır.
2. Çevreye rahatsızlık verecek hayvan seslerinin veya kötü kokuların yayılmaması için gerekli önlemler alınmış olmalıdır.
3. Hayvan satış mekanları, bulundurulacak hayvan sayısı dikkate alınarak her hayvan türü ve ırkına göre değişen anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri göz önünde bulundurularak (gezinme, beslenme, dinlenme, saklanma, tırmanma, sosyalleşme vb.) uygun yaşam alanlarına sahip olmalıdır.
4. İşyerinde satış yapılan temel barınma alanlarından uzak, duvar ile bölünmüş karantina bölümü olmalı ve yeni gelen hayvanlar işyeri veteriner hekimi tarafından muayene edilip en az 48 saat süre ile karantina altında tutulduktan sonra diğer hayvanlarla aynı ortama konulmalıdır.
5. Hasta hayvanların tıbbi tedavisi hiçbir suretle işletme içerisinde yapılamaz. Bu tür hayvanların tedavisi işyeri veteriner hekiminin kontrolünde veteriner sağlık kuruluşlarında yapılmalıdır.
6. İşyerleri mutlak surette havalandırma sistemine sahip olmalı, hayvanların uyumaları ve dinlenmeleri için karanlık ve aydınlık (ortalama 12 saat gece-12 saat gündüz) ortam sağlanmalıdır.
7. Farklı türlerin birbirleriyle fiziksel, işitsel ve görsel temasları kesilmeli, aynı türden bile olsa birbirine zarar verebilecek hayvanlar bir arada bulundurulmamalıdır.
8. Temel barınma alanlarında hayvanın gereksinim duyduğunda saklanabileceği bir bölme olmalıdır. Uygun yerlere “lütfen sessiz olun”, “rahatsız etmeyin” gibi uyarılar içeren tabelalar asılmış olmalıdır.
9. İşyerinde akar sıcak su bulunmalı, el dezenfektanları, ilkyardım malzemeleri ile temizlik malzemeleri bulundurulmalıdır.
10. Temel barınma alanlarında hayvanların her an ulaşabileceği şekilde sürekli içilebilir temiz ve taze su bulunmalıdır.
11. Her tür ve ırk kendi biyolojik ve fizyolojik yapısına uygun gıda ile beslenmelidir. Her bir hayvanın mama ve su kabı farklı ve kendine ait olmalı ancak 12 haftadan küçük kedilerden üç tanesi yeterli büyüklükteki aynı kabı kullanabilir.
12. Hayvan satış yerlerinde türe ve ırka özel ısı aralıklarına mutlaka uyulmalı, hayvanlar aşırı sıcak ve soğuğa maruz bırakılmamalıdır.
13. Kedi, köpek ve tavşanların temel yaşam alanlarının tabanı kesinlikle aralıklı ya da telli yapıda olmamalıdır. Altlıklar kullanılıp atılabilen materyalden, türe ve ırka özel olmalıdır. Kediler için her an rahatlıkla ulaşabileceği kedi kumu ve kum kabı mutlaka bulunmalıdır.
14. Hayvanlar aşırı ses ve ışık bulunan ortamlardan uzak tutulmalı, tavşanların temel barınma alanları, yeterli hava sirkulasyonunu sağlayamadığından kesinlikle cam bölmelerden yapılmış olmamalıdır.
15. Tüm hayvanlar için kullanılan ekipmanlar (mama ve su kapları, oyun materyalleri, dışkı ve kum kabı vb) günlük olarak temizlenmeli ve en az üç günde bir dezenfekte edilmelidir.
16. Kedi ve köpeklere bir yetkili eşliğinde işletmenin kendisine ait, temel barınma bölümleri dışında yeterli büyüklükteki açık ya da kapalı bir alanda (bu alan temel barınma bölümünden metrekare hesabıyla daha büyük olmalı) günde iki kez en az 20’şer dakika egzersiz ve sosyalleşme imkanı sağlanmalıdır. Kedi ve tavşanlar için temel barınma bölümleri kedilerde tırmalama, tırmanma, oyun ve sosyalleşme; tavşanlarda kazıma, kemirme, çiğneme vb. faaliyetleri için yeterli alan ve donanıma sahip ise bu şartlar aranmaz.
17. İşletmede çalışan tüm personel işyeri veteriner hekimi tarafından eğitilmeli, hayvanlarda aşağıdaki belirtilerden herhangi biri gözlemlendiğinde anlık olarak işyeri veteriner hekimine bildirilmelidir.
a. Burun kuruluğu
b. Öksürük
c. Kusma
d. İshal
e. Topallık
f. Burun akıntısı ve hapşırık
g. Vücudun herhangi bir yerinde kanama
h. Kalkmada, yürümede güçlük
i. İdrar veya dışkı yapmada güçlük
j. İştahsızlık ve kilo kaybı
k. Ağrı belirtisi olabilecek davranışlar
l. Bölgesel tüy dökülmesi
m. Konvülzüyon benzeri nöbetler
n. Denge kaybı
18. Kedi ve köpekler için uygulanması zorunlu aşı programları ve rapel aşılamalar
(köpeklerde iç paraziter ilaçlama, distemper ve parvo virus aşıları; kedilerde iç paraziter uygulama, panleukopenia, rhinotracheitis ve calici virus aşıları) işyeri veteriner hekimi tarafından mutlaka yapılacaktır. İki aylıktan küçük, aşılanmamış veya yapılan aşılama üzerinden on beş gün geçmemiş yavru hayvanlar hiçbir suretle satışa sunulamaz.
C. İdari Yaptırımlar
Belediye meclisinin 03.12.2012 tarih 2012/144 nolu kararına rağmen 01.04.2013 tarihinden itibaren uygunsuz koşullarda söz konusu hayvan türlerinin satışına devam ettiği ve bu yönetmelik hükümlerine aykırı hareket ettiği tespit edilen iş yerlerine Zabıta Müdürlüğü tarafından idari yaptırım uygulanarak bahse konu hayvanlara el konulup Veteriner İşleri Müdürlüğünce koruma altına alınır. 10 gün içerisinde işyeri sorumlusu tarafından başvurulduğu takdirde hayvan başına günlük köpek için 20 TL, kedi ve tavşan için 15 TL bakım ücreti alınır. Bunlar dışında hayvanlara tıbbi tedavi ve aşı yapılmış ise ücreti, resmi ücret tarifesine göre tahsil edilir. Daha sonra hayvanlar sağlık şartlarının uygun olduğu bir ortama nakledilmek şartı ile ilgilisine iade edilir. Hayvanlar koruma altına alındıktan itibaren 10. günün sonunda başvuruda bulunulmaması halinde 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu hükümleri kapsamında sahiplendirilir. Bu süreçte oluşan hayvan kayıplarından belediye sorumlu tutulamaz. Emir ve yasağın tekrar ihlali halinde ise ilgili işyeri faaliyetten men edilerek belediye çalışma ruhsatının iptali müeyyidelerine başvurulur.
Devamını Oku »

9 Mart 2013 Cumartesi

Atlantis Sirki Protesto Edildi

0 yorum


Florya'da bir alışveriş merkezinin önünde yer alan Atlantis Sirki, 9 Mart Cumartesi günü Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri tarafından protesto edildi.

Sirklerin, maddi kazanç için hayvanlara zulüm ve işkence uygulayan insan merkezci bakış açısının bir ürünü olduğunu belirten aktivistler, Türkiye'nin de üyesi olduğu UNESCO'nun yayınladığı Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi gereğince hayvanların kullanıldığı sirklerin yasaklanmasını talep etti.

Daha önce Kozyatağı'nda gerçekleşen protestoda, iki aktivist sirk görevlilerince darp edilmiş, eylemcilerin sloganları sirk çadırından yüksek sesli müzik yayını yapılarak bastırılmaya çalışılmıştı. Bu kez alanda çok sayıda polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı gözlendi.

3 saate yakın bir süre sirk önündeki protestosunu sürdüren aktivistler, basın açıklamalarında "Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak, bu ticarethane maskesine bürünmüş işkence merkezlerine karşı çıkıyoruz. Sirkler, doğal yaşam alanından ve özgürlüğünden yoksun tuttukları ve insanları eğlendirme amaçlı alıkoydukları her hayvan için, Türkiye’nin üyesi olduğu UNESCO tarafından ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde belirtilen maddeleri ayrı ayrı ihlal etmektedir ve acilen kapatılmalıdır. Bu suça izin veren tüm belediyeleri görevlerini yapmaya ve tüm ebeveynleri, çocuklarını bu zulümden uzak tutmaya çağırıyoruz. Bugün hayvan zulmü ile eğlendirilen çocuklar, yarın şiddetin, ayrımcılığın ve türcülüğün her çeşidini normal karşılayabilir ve uygulayabilir. İşkenceden ve tutsaklıktan gelen kahkaha acımasızdır!" ifadelerini kullandılar.

Sirki seyretmek çocuklarıyla birlikte gelmiş olan ailelerden bazılarının eylemi izlemeyi tercih ettikleri ve sirke gitmekten vazgeçtikleri gözlendi. Aktivistler, ailelere "Sirkler, çocukların zulme, işkenceye, tahakküme kahkahalarla gülmeyi öğrendikleri yerdir. Çocuklarınıza zulme gülmeyi sevdirmeyin." çağrısı yaptı.



Basın açıklamasının tam metni şu şekildedir:



Çocuklara zulmü sevdirmeyin!

Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 10. Maddesi'ne göre, ‘‘Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.’’

Gösterilerinde hayvan kullanan sirkler, tam da bu maddenin belirttiği üzere; hayvanların işgücünü sömürmenin yanında, hayvanların yapmak istemediği hareketleri zorla yaptırmak için ‘‘ödül ve ceza’’ sistemi adı altında korkunç işkence yöntemleri kullanarak onların ruhsal ve bedensel bütünlüğünü zedeler. Ne zaman bir protestoyla karşı karşıya kalsalar, bu ticarethane sahipleri, sirk içinde hiçbir hayvanın işkenceye maruz kalmadığını, istersek sirk içine girerek hayvanların ne kadar iyi koşullarda çalıştırıldığını görebileceğimizi ısrarla teklif ederler. Ancak, çok iyi biliyoruz ki sirk hayvanları bu alanlara getirilmeden önce; kaynar su, çivili sopa, kırbaç, elektrikli çubuk gibi korkunç acılar veren işkence aletleriyle ‘‘eğitiliyor!...’’ Sirk hayvanlarının eğitimi, işkenceyle beslenen bir ‘‘edimsel koşullamadır’’. Dahası, hayvanlar sirk içinde doğrudan strese ve psikolojik işkenceye maruz kalmaktadır. Hayvanların çeşitli ilaçlarla uyuşturulması, kimi zaman antidepresanlarla yüksek performansa zorlanması ve kendi doğal ortamlarından kopuk bir ortamda gösteriye çıkarılması, sirk koşullarının arkasındaki gerçeği göstermektedir.

‘‘Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.’’ Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 4. Maddesi'nde belirtildiği gibi, en iyimser ihtimalle hayvanların cezalandırma değil, sadece ödüllendirme yöntemiyle eğitildiğini varsaydığımızda, hayvanların herhangi bir eğitim amacıyla özgürlüğünden yoksun bırakılmasının bile başlı başına bir suç olduğunu görüyoruz. Köpek, yunus ve fok balıkları, doğaları gereği her gün binlerce mil yol kat etmesi gereken ve çıkarttıkları sesler yoluyla iletişim kuran sosyal canlılardır. Bu hayvanlar havuzlara hapsedildiğinde, çıkarttıkları tüm sesler havuz duvarına çarparak kendilerine geri döner, bu da hayvanların birçok psikolojik sorun yaşamasına ve depresyona girerek intihar etmesine sebep olur. Uçsuz bucaksız denizlerden, okaynuslardan koparılıp alınan yunus ve köpek balıkları için birkaç metrekarelik havuzlara hapsedilmek, bir insanın tüm sosyal çevresinden zorla koparılarak ve işkenceye maruz bırakılarak ömrü boyunca hücrede tutulması gibi bir durumdur.

Hayvanlara uygulanan sistematik şiddetin insanlara da nasıl tesir ettiğini, 10 Şubat 2013 tarihinde yaptığımız protestoda hep birlikte görmüş olduk. Atlantis sirki yetkilileri, “sirk müşterilerinin görüntüsünü aldığı” bahanesiyle iki aktiviste küfür ve yumruklarla saldırmış ve araya girmeye çalışan bir polisin burnunu darp etmiştir. Yaşadığımız bu olay bizlere şunu göstermektedir, Atlantis sirki, hayvanlara uyguladığı işkence, zulüm ve sömürü yetmezmiş gibi kendisini protesto eden aktivistlere de saldırmakta ve şiddetin her türlüsünü uygulamakta sakınca görmemektedir. Ayrıca bu protesto esnasında, sirk yetkilileri protestomuzun sesini bastırmak için aşırı yüksek sesli müzik yayını yapmış ve üzerinde fok balıklarının ağzından “Bizi zulümden kurtaran Atlantis Sirki’ne teşekkür ederiz. Sirklerde işkence değil sevgi vardır.” yazan bir pankart açmıştır. Hiçbir gerçeklik payı olmayan bu pankart, sirk yetkililerinin kendilerini aklamak amacıyla fok balıklarının ağzından teşekkür yazısı yazdıracak kadar komik yollara başvurduğunu gözler önüne sermiştir.

Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak, bu ticarethane maskesine bürünmüş işkence merkezlerine karşı çıkıyoruz. Sirkler, doğal yaşam alanından ve özgürlüğünden yoksun tuttukları ve insanları eğlendirme amaçlı alıkoydukları her hayvan için, Türkiye’nin üyesi olduğu UNESCO tarafından ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde belirtilen maddeleri ayrı ayrı ihlal etmektedir ve acilen kapatılmalıdır. Bu suça izin veren tüm belediyeleri görevlerini yapmaya ve tüm ebeveynleri, çocuklarını bu zulümden uzak tutmaya çağırıyoruz. Bugün hayvan zulmü ile eğlendirilen çocuklar, yarın şiddetin, ayrımcılığın ve türcülüğün her çeşidini normal karşılayabilir ve uygulayabilir. İşkenceden ve tutsaklıktan gelen kahkaha acımasızdır!

Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri
Devamını Oku »

16 Şubat 2013 Cumartesi

Ayşa ile dayanışmaya!

0 yorum
5 Mart Salı günü Kartal Adliyesinde, tecavüz mağduru Ayşa'nın davası görülecek. Biz de Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak, Ayşa ile dayanışmak ve suçlunun cezalandırılmasını talep etmek üzere orada olacağız. Bu dava ayrıca emsal teşkil edecek durumda, eğer Ayşa'ya tecavüz edenler cezalandırılırsa bu başka hayvanlar için de büyük bir kazanım olacak. 

 5 Mart Salı günü, Ayşa için adalet talep etmek ve hayvanlara tecavüz edenlerin cezalandırılması için saat 11.00'de adliye önünde buluşalım.

27 Kasım 2012 tarihinde yapılan duruşmada Ayşa.


Bu konuyla ilgili daha önce Sabah gazetesinde çıkan haber:


Hayvana tecavüz cezasız kalmamalı

Geçen hafta Türkiye'nin yoğun adli gündeminin gölgesinde kalan bir dava vardı ki, o da tecavüz edilen bir köpekle ilgiliydi. Bunu yapan kişinin ceza alması için mücadele veren köpeğin sahibini, hayvan dostu aktivistler de yalnız bırakmadı

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu değişmediği sürece, hayvana şiddet devam edecek. Bunun önüne geçmenin tek bir yolu var: 5199'un Kabahatlar Kanunu kapsamından çıkarılıp Türk Ceza Hukuku (TCK) kapsamına alınması.. Yani bir hayvana tecavüz eden, işkence yapan veya öldüren kişilerin ufak bir para cezasıyla kurtulmak yerine hapis cezası almaları gerekiyor. Sivil toplum kuruluşları meclise sundukları yeni yasa teklifleriyle ilgili yanıt beklerken, hayvana eziyet eden birçok kişi, suçu ispatlansa bile elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Ancak hayvan dostu aktivistlerin bu davaların peşini bırakmaya hiç niyetleri yok. Geçen hafta Kadıköy Adliyesi'nde görülen bir davada olduğu gibi... Kalabalık bir grup adliye önünde ellerinde pankartlarla davayı takip etti. Türkiye'nin yoğun adli gündeminin gölgesinde kalan davanın konusuna gelince: Geçen yaz Ayşa adlı bir köpeğin tecavüze uğramasıydı. Tecavüzle suçlanan Ş.Ş. tutuksuz yargılanıyor. Köpeğin sahibi Tülin Palay Elmasoğlu, köpeğine tecavüz eden sanığın ağır bir cezaya çarptırılması için çaba sarf ediyor. Sivil toplum kuruluşları da onu bu mücadelesinde yalnız bırakmıyor. Ayşa'nın ilk duruşması Kadıköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. Duruşmada Ayşa'nın sahibi Tülin Palay Elmasoğlu, Yaşam Hakkına Saygı Derneği (YHS) ve çok sayıda hayvan hakları savunucusu hazır bulundu. Adliye binasının önünde toplanan ve aralarında tiyatro sanatçısı Tuna Arman'ın da bulunduğu hayvanseverler kısa bir basın açıklaması yaptı. Hayvana şiddet ve tecavüzün TCK kapsamına alınması için mücadele ettiklerini hatırlatan hayvanseverler, üzerinde 'Acı çekmeme hakkı', 'Tecavüz acıtır', 'Sessiz kalma, suça ortak olma', 'Hayvana tecavüz ve şiddet bir adım sonra kadına ve çocuğa yönelir' ve 'Bugün bana, yarın sana' cümlelerinin yazılı dövizler açtı. Hayvana şiddet ve tecavüzün TCK kapsamına alınması için topladıkları 250 bin imzayı Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya'ya teslim ettiklerini hatırlatan Arman, "Bu konuyla ilgili geldiğimiz aşamayı da bir dilekçeyle Kadıköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunduk." dedi. Herkesi hayvana şiddet ve tecavüz konularında duyarlı olmaya çağıran hayvanseverler, açıklamanın ardından davacı Tülin Palay Elmasoğlu ile birlikte duruşma salonuna gitti. Tutuksuz yargılanan sanık Ş.Ş.'nin katılmadığı duruşma,
Devamını Oku »

13 Şubat 2013 Çarşamba

Atlantis Sirkini Protestoya Devam!

0 yorum

“Heyecanlı akrobasi gösterileri, fanatik köpeklerin futbol şovu, nefes kesen köpekbalıkları, akıllı foklar ve sevi̇mli̇ penguenler..."

Peki ya gerçekler?

Sirkler, hayvanların zulüm ve işkence gördüğü yerlerdir. Eğlendiğini zannettiğiniz hayvanlar, çivili sopa, kırbaç, elektroşok çubuğu, kanca gibi işkence aletleri kullanılarak eğitilmektedir.

Geçtiğimiz pazar günü, Atlantis sirkinde tutsak edilen ve işkence altında eğitilen hayvanlarla dayanışmak ve bu eğlence adı altında pazarlanan zulmü protesto etmek üzere oraya gittiğimizde, iki aktivist arkadaşımız sirk sahiplerinin fiziksel saldırısına uğradı.

Biz, oradan ayrılırken söyledik, sirklere ve hayvanların sömürüldüğü her türlü yere karşı mücadelemiz büyüyerek sürecektir. Hayvanları şiddet kullanarak eğitenler, protestomuzu da şiddet kullanarak bastırmaya çalıştılar. Ancak yanıldılar, bu kez daha kalabalık, daha canlı ve onların şiddetine inat bir kez daha şiddetten uzak bir şekilde orada olalım.

Bu zalim sektöre destek olmayin.

Hayvanlı sirklere gitmeyin.

Facebook etkinlik sayfası:
https://www.facebook.com/events/311728462263317

3 MART PAZAR GÜNÜ, BU ZULME KARŞI ÇIKMAK İÇİN SİZLERİ DE BEKLİYORUZ. 
Saat: 13.30
Flyinn Shopping Center Önü, Florya İstanbul
Devamını Oku »

10 Şubat 2013 Pazar

Sirk Protestosunda Darp! (Video)

0 yorum

Bugün (10 Şubat Pazar) Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri Ataşehir’de kurulan Atlantis Sirk’ini protesto ederken, sirk görevlilerinden birisi iki aktiviste saldırarak protestoya müdahale etti.

Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri sirklerde bebeklikten itibaren işkence gören hayvanların çivili sopa, elektro şok çubuğu, kaynar su dökme, kanca gibi işkence aletleri kullanılarak acımasız yöntemlerle eğitildiğine dikkat çekerek, sirke gelen ailelere ve çocuklara broşür dağıttı. Bazı insanların sirke gitmekten vazgeçtiği görüldü. 


Protesto sırasında sirk görevlileri ve organizatörler protestoya müdahale ederek protestoyu yüksek sesli müzikle bastırmaya çalıştı. “Sirklerde işkence yoktur sevgi bağı vardır” “Atlantis sirki bizi bu işkenceden kurtardığı için teşekkür ederiz” yazılı pankart açan sirk organizatörleri, çekim yapan iki aktiviste saldırarak darp etti. 

Protestocuların attığı sloganlar arasında: “Çocuklarınıza zulmü sevdirmeyin”, “Zulme ortak olma”, “Sirklerde hayvan sömürüsüne son”, “Hayvanların acısı sizin eğlenceniz olmasın”, ”Hayvansız sirk mümkün”, “Tutsaklıktan gelen kahkaha acımasızdır”, “Fok balıkları top oynamaz”, “Tutsaklık değil özgürlük”, “Ji eziyeta ser heywanan re êdî bese” yer aldı.

Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri yaptıkları açıklamada; “Birçok Avrupa ülkesi sirkleri yasaklarken, Türkiye’de bu zulmün devam etmesi kabul edilemez. Daha doğar doğmaz çivili sopalarla eğitilen yavru filler, foklar, penguenler, ateşten geçirilmeye zorlanan kaplanlar, aslanlar ve diğer pek çok hayvan ülkeden ülkeye taşınırken hayatlarını kaybediyor. Doğal güdüleri dayak ve işkenceyle bastırılmaya çalışılan hayvanların sirklerde eğitmenlerine saldırdığı görüntüleri medya da sık sık gösteriliyor. Bu durum hayvanların sirkte mutsuz olduklarının kanıtıdır. Beton havuzlara, kafeslere hapsedilen hayvanların yeri Kozyatağı’nda bir sirk değil, doğal ortamlarıdır” dedi.

Linkler:
Ekşi Sözlük'te konuyla ilgili yazılan başlık


Fotoğraflar








Devamını Oku »

18 Ocak 2013 Cuma

Kanal 24'ü kınıyoruz

0 yorum



17 Ocak tarihinde, TÜYAP'ta açılışı yapılan Kürk ve Deri fuarını, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Kürke Hayır Platformu ve Ergene İnsiyatifi ile beraber protesto ettik. Vegan Özgürlük Hareketi de bizimle beraber protesto için alandaydı. Kürk ve Deri endüstrisinin hem hayvanlar hem de işçilere yönelik şiddete ve sömürüye dayanan yöntemlerine tezat oluşturacak biçimde bizim protestomuz şiddet içermeyen, renkli, sesli ve şiddetten uzaktı.

Tepkimiz basında geniş yankı uyandırdı ve Kürk ve Deri Fuarı olarak bilinen fuarın gerçek yüzü toplum tarafından da bir kez daha görüldü. Bu elbette hayvanların kürklerini daha canlıyken yüzen ve bunu gizli tutabileceğini zanneden endüstrinin temsilcilerini fena halde rahatsız ediyor. Yıllardır sürdürdükleri yalan ve gizleme politikaları artık gerek internet ve sosyal medyanın gücü gerekse bu konularda duyarlı insanların çabaları sayesinde daha fazla görünür hale geliyor.

Bu sebeple, hayvan hakları ve hayvan özgürleşmesi mücadelesini marjinalleştirmek, şiddete meyilli insanlar gibi göstermek dünyanın her yerinde uygulanan bir karalama kampanyası. 17 Ocak tarihinde, Kanal 24 de bu karalama kampanyasının bir parçası oldu. TÜYAP fuar alanında gerçekleştirdiğimiz şiddet içermeyen protestomuzu, haber bültenlerinde şiddet içeren bir protesto gibi gösterdiler. Haberde, fuarın kapılarına boyalar döktüğümüzü ve ellerimizdeki şişeleri (!) fırlattığımızı söyleseler de ekrana yansıyan görüntülerin tam tersini gösteriyor olması da oldukça gülünç bir tezat.

Eğer ellerinde, böyle olayların yaşandığına dair bir belge, bir video ya da fotoğraf varsa bizimle ve kamuoyu ile paylaşmalarını istiyoruz. Aksi taktirde haberlerinde kullandıkları bu ifadeler tamamen hatalıdır ve bir an önce hayvan özgürlüğü savunucularından özür dilemeleri gerekmektedir.

Kanal 24 ile birlikte çok sayıda haber kanalı ve televizyona yansıyan "Hayvanseverler fuarı protesto etti" haberlerine de bir itirazımız var. Biz "hayvansever" değiliz. Yaptığımız eylemler bir sevginin ürünü değil. Biz hayvan özgürlüğü aktivistleriyiz. Bu bir sevgi değil, politik bir duruş. Köleliğe karşı çıkan ve siyahların özgürlüğünü savunanlara nasıl "Köleseverler" denmiyorsa, sendikalarda çalışan insanlara "İşçisever" denmiyorsa, feminist hareket içinde mücadele eden insanlara "Kadınsever" denmiyorsa, hayvanların köleleştirilmesine ve sömürülmesine karşı çıkanlara da "hayvansever" denemez.

Bu politik duruş, et, süt, yumurta, kürk, deri, sirk gibi hayvan sömürüsüne dayanan bütün sektörlere karşı bir tavrı, sanatta ve ulaşımda hayvanların sömürülmesine itirazı içeriyor. Biz daha büyük kafesler değil, hayvan özgürlüğü istiyoruz. Lütfen, haber metinlerinizde bizden hayvanseverler olarak bahsetmeyin. Doğru ifade "Hayvan özgürlüğü savunucuları" olmalıdır.
Devamını Oku »

15 Ocak 2013 Salı

Deri ve Kürk Fuarına Davet

0 yorum

İstanbul'da 7.si düzenlenen ve küresel ölçekte her yıl milyonlarca hayvana deri ve kürkleri için zulüm uygulayan, bu sektörde çalışan insanları kanser eden ve doğaya geri dönüşümü imkansız ekolojik felaketler veren firmaların bir araya geleceği Uluslararası Deri ve Kürk Fuarı’nın açılış günü 17 Ocak Perşembe saat 12:30’da orada olacağız ve bu zulüm endüstrisini protesto edeceğiz.

Haklara ve yaşama saygısı olan herkesi bu zulüm endüstrisini protesto etmeye ve basın mensuplarını da bu şirketlerin ne kadar zalim bir endüstrinin parçası olduklarını göstermek için protestoya davet ediyoruz.

Hrant Dink’in anma yürüyüşüne denk gelen protestonun son gününde (19 Ocak Cumartesi) tüm hak savunucuları protestoyu bitirerek Hrant Dink yürüyüşüne katılacaktır.

FACEBOOK ETKİNLİK GRUBUNA KATILMAK İÇİN:

http://www.facebook.com/events/365979123498187/?fref= ts
Tarih: 17 Ocak 2013, Perşembe

(18-19 Ocak, saat: 12:00-18:00 protestolar devam edecektir)

Saat: 12:30
Yer: Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi E5 Karayolu Gürpınar Kavşağı, 34522, Beylikdüzü, Büyükçekmece İstanbul

Kürk ve Deri Ekolojik Katliamdır: Bu Suça Ortak Olma!

Endüstriyel kürk çiftliklerinde daracık, kirli kafesler içinde yetiştirilen kürk hayvanları, Çin ve Doğu Asya’dan gelen kedi, köpek kürkleri ve tavşan üretim çiftliklerinden elde edilerek 5-10 liraya satılan kürk atkılar, şapkalar, aksesuarlar yüzünden bugün artık kürk her kesimden insanın ulaşabileceği hale gelmiştir. Dünyada her yıl 50 milyonun üzerinde hayvan kürkü için: boyun ve belkemiği kırma, asma, kesme, vajinadan-anüsten elektrik verme, tel ile boğma, kaynatma ve kimyasallarla zehirleme gibi zalim süreçlerden geçirilerek canlı canlı katlediliyor. Endüstriyel bir ürünün asla ekolojik olamayacağını ve de hayvanlara eşya muamelesi yapan bu zulüm endüstrisinin kapanması gerekiyor. Firmalar kürk özendirici reklamların yanı sıra; kanser oranlarını, işçilerin sağlık durumlarını, derelerdeki atıkları ve de hayvan zulümlerini de göstermedir. Bu sermaye insan hayvan demeden para uğruna dünyayı yok ediyor. Çok değil 30-40 yıl öncesine kadar bu sanayiler hayatımızda yoktu. Bu yüzden hiç birisi zaruri değil. İnsanlar yaşamlarını para üzerine kursa da artık doğa alarm veriyor. Yaşam paraya indirgenemez, indirgenmemeli.

YERYÜZÜNE ÖZGÜRLÜK DERNEĞİ

KÜRKE HAYIR PLATFORMU

BAĞIMSIZ HAYVAN ÖZGÜRLÜĞÜ AKTİVİSTLERİ

ERGENE İNİSİYATİFİ

Basın Yansımaları:



Mehveş Evin röportajımız: O atkının Ponponu Kedi olabilir
http://gundem.milliyet.com.tr/o-atkinin-ponponu-kedi- olabilir-/gundem/ gundemyazardetay/15.01.2013/ 1655512/default.htm


Ayşe Özyılmazel: Kürk Meselesi

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/ozyilmazel/ 2013/01/15/kurk-meselesi


Melike Karakartal'ın yazısı:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22295226.asp


Tola Akyıldız'ın yazısı: Kürk hayvana yakışır

http://cadde.milliyet.com.tr/2013/01/14/YazarDetay/1654969/ KURK_HAYVANA_YAKISIR_


Kürk Fuarı Protesto Haberleri:

http://www.hurriyetaile.com/eglence/kultur-sanat-etkinlik/ 7-kurk-ve-deri-fuari- protestosu-tuyapta_28681.html
Devamını Oku »

12 Ocak 2013 Cumartesi

Sanat mı, Cinayet mi? Damien Hirst İstanbul'da! (Video)

0 yorum


Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri olarak 10 Ocak 2013 Perşembe akşamı, Nişantaşı'nın dar sokaklarında Damien Hirst sergisine gelen ziyaretçilere, sanat etiği hakkında sorular sorduk. Bizce çok keyifli bir çalışma oldu. Kah "yuh!" kah "işte bu!" diyerek geçecek kısa bir belgesel...


Devamını Oku »

10 Ocak 2013 Perşembe

Deri ve Kürke Hayır!

0 yorum


Bu yıl 7. düzenlenen Uluslararası Deri ve Kürk Fuarı, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Kürke Hayır Platformu, Ergene İnisiyatifi, Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri ve bu zulme karşı çıkan tüm hak savunucuları tarafından 17 Ocak Perşembe günü saat 12:00’de Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde protesto edilecek. Protestolar 18-19 Ocak günleri de devam edecek.


Devamını Oku »
 

Copyright © Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri Design by Free CSS Templates | Blogger Theme by BTDesigner | Powered by Blogger